28 Temmuz 2012 Cumartesi

frambuaz tarlaları

Selamlar,
bugün hava kapalı, o yüzden çok hızlı davrandık ve ne zaman yağacağı belli olmayan bu bölgede kuzumun uykusunu falan beklemeden hemen yola koyulduk. 5-10 km yakında çok büyük bahçelere asma tarzı askıya alınarak yetiştirilmiş, çilek, ahududu (frambuaz), kiraz ve vişne tarlalarına gittik. Bahçelerde bu hafta aralığında (ağustosun ilk haftasına kadar) ahududu toplama zamanıymış. 


Girişteki minik standdan her birimiz bir küçük plastik kap aldık ve bizi yönlendirdikleri sıraya daldık. hacanın serinliğine, kapalılığına aldırmayan yaşlısı genci elinde kabı hem topluyor hem atıştırıyor. Biz de gördüğümüz gibi yaptık:)
Herhangi bir arlerji tehlikesinden korktuğum için biraz ahudududan sonra eline kraker tutuşturup sıralar arasında koşturmaya teşvik edince Su kızım tam anlamıyla kudurdu, neşeden kahkahadan kırıldı ve tabii ki yoruldu:)

Elimizdeki kaplar dolduğu gibi çıkışa yollandık ve o sırada bulutlar ilk damlaları atıştırmaya başlamıştı. Söylemeye gerek yok tabi, kuzu ilk köşeyi dönüşte sızmıştı:)
Ne yalan söyliyim, ben bile yorulmuşum, temiz hava benim bünyeye fazla geliyor hep uyuyasım geliyor:)Insanın ruhu dinleniyor burada aslında... öğlen uykusundan sonra dışarıdaki yağmur nedeniyle içerde zor zaptettik Su'yu neyseki pergolalı geniiişş bir balkon var da her yağmurda oraya kaçıyoruz:)

Bakalım yarın ne aktiviteler bekliyor bizi...

27 Temmuz 2012 Cuma

bir güzel gezi daha...

Merhabalar, 

Bu sabah koskocamn bir sofradan zar zor kendimizi ayırıp, büyük tereddütlerle "ha gidelim, ha gitmeyelim", "yağmur % kaç, internetten bakalım" derken hazırlandık olağanca hızımızla ve nispi derecede uzak bir açık hava müzesine gittik. Bölgenin tarih ve etnografya müzesi şeklindeki Freilichtmuseum Molfsee  ortaçağda yaşanan ortamları birebir oluşturarak - evler, ahırlar, okuş, camcı, nalcı, marangoz, oyuncakçı, yeldeğirmeni, vb her türlü olası iş koluna ait çalışanların evleri ve iş mekanları- bir büyük alan tekrar yaratılmış. Kendi içinde döneminin zamanını devam ettiriyor, çevrede sizden başka günümüze ait insanlar da dolanmasa biraz fringe dizisi gerçek olmuş gibi de hissedebilir aslında insan. 




 tipik çatılar ve çiftlik binasının hemen yanında değirmen...

Kuzumla bir o evin içine bir bu evin içine gire çıka dolandık durduk... Hatta girdiğimiz ilk bina sepetçiye aitti, sazlardan sepet, araba, leğen, hemen herşey yapan bir grup çocuk grubunu hayranlıkla izledik.
İlk bulduğumuz at arabasının arkasına tırmanarak çevreyi izlemek biraz olsun uykusuzluk ve kızımın 2 yaş krizi hazımsızlıklarını dindirdi :) 

Dönüşte yürüme yolları kenarında kısa bir meme molası verip dinlendik. Sabahki yağmur tehlikesine rağmen tepemizde öyle yakıcı bir güneş vardı ki ağaç dışına çıkmamaya çalıştık pek:)
yolda hemencik kucağımda sızan minik yavru evde de aynen uykusuna devam etti. Yemeğini bizden sonra, uyanınca yedi ve yengem yine akşam için süper yemekler hazırladı. Ahhh taze patatesler diyorum, başka da bir şey diyemiyorum; şöyle minik minik haşlanmış toplar, tereyeğıyla...lezzette son nokta....

bu günlük sevgiler...

26 Temmuz 2012 Perşembe

Kuzey gölleri - kısa Plön turu

Selamlar,
evi daha iyi tanıdıktan sonra çok sağlam bir kahvaltı yaptık ve 250 mt uzağımızdaki damın ineklerini yakından görme şansını değerlendirip koşturduk sokağa ancak çoktan araziye salınmışlardı, ancak uzaktan seyrettik. Alt arazinin de havaların iyi gitmesi nedeniyle hasadı başlamıştı ki benim gözlerimle burnumun contası bozuldu ve ciddi sıvı kaybettim...Bu kadar çok burnumun aktığını hatırlamıyorum.

Sonrasında bahçede bol bol oynadıktan sonra kuzuyu uykuya teslim ettim. Havadan mıdır nedir o kadar güzel uyuyor ki:) Öğle yemeği ve ardından arabaya atladığımız gibi rota: "Plön". Şehirdekileri başka bir yere çağırdılar diye düşünüyor önce insan çünkü alışılagelmiş tatil beldelerinin kalabalığı burada yok. Kişisel tercihim "yüksek volume yanında güneş ve tuzlu su, bir dilim karpuza 20 tl verilen beachleriyle bir sürü koy" yerine "göl kenarında bir patates-bira" olurdu.
 Hava 2 gündür şansımıza buradakileri şaşırtacak kadar iyi gidiyor:) Güneş yakıyor ama gölge gerçekten serin. Su, kendisi yürümek ve keşfetmek derdinde biz de peşi sıra bir çok yere boş boş arabasını gezdiriyoruz veya babası ya da ben göle atlayıp ördeklerle yüzmesini engellemeye çalışıyoruz. Ben soğuk olacağı düşüncesiyle mayosunu almamıştım yanımıza ama bu gidişle bir gün plajı olan bir yere gideceğiz ve biraz suya girmeyi deneriz artık:)

Şehrin merkezi olan yürüme şeridinde dondurmacı, bir iki kahveci- fırın, bir kaç kıyafetçi, biraz eczane ve bir kaç kapalı dükkan vardı. Dondurmacıların ve kahve dükkanlarının önü dolu, anladık ki herkez bu sokaktaymış. Ancak buna rağmen elimiz kolumuz kimseye değmeden rahat rahat yürüyüp önümüzü görüp, eski binalara bakabiliyoruz. Buradan da yüzölçümünü ve kişibaşına düşen m2yi anlatabildim sanırım:) bir minik köpek biz dondurma alırken Su'yun bacaklarını yalamış, bizimki de mutluluktan kudurmuş:) günün geri kalanında durup durup onu anlattı. Dayımla yemgem Ulaş'ı de ikna edip kahve-fırın arası bir yerde mola verdik. Ben de Su kuzuma gelen geçeni izlerken meyve püresini yedirdim. Eş zamanlı mola bitti ve tam ayaklanmaya meğletmişken kalktık...
Güzel bir kısa gezinti sonrası dönülen bahçeyi sulama işinde ve "toprakla oynama konusunda" dayısına yardım etti minik Su. Fıskiyeyi oralara buralara doğrultup pek bir güldü havadaki su damlalarına, güzel bir akşam yemeğinden sonra azıcık muhabbet ve kuzuyu uykuya daldırma göreviyle odaya yollandım. Ama uykumuzu almış olduğumuzdan geri dönebildim ve tatlı ile çayda bizimkileri yakaladım:)
Herkezi yatırdıktan sonra yarın yollamak zorunda olduğum makaleyi gözden geçirdim. Son bir iki ekleme kalmıştı aklımda.Onları da bitirdim. ama hiç bitmez, gönderdikten sonra aklıma daha düzgün cümleler hep gelir, hem de en alakasız zamanlarda, teker teker damdan düşer gibi...
Neyse, ikinci günümüzü de çok mutlu geçirdik ve çok güzel bir uyuyla 3.güne dönüyoruz...

sevgiler.

Yolculuk Hamburg? Yok dayı, çoook başka yerlere..

Selamlar,

uzaklardan giriyorum bloguma. tatilimizi geçirmek üzere geldiğimiz Kuzey Almanya Plön şehri Dersau kasabasından...neden orası? Burası Ahmet dayımızın evinin bulunduğu kasaba. Güzel ve beklediğimden çook daha sorunsuz uçak maceramızdan 


Sonra Hamburg'a indik ve yaklaşık 1 saat sürecek araba yolculuğuyla Dersau'ya doğru yola çıktık. Öne doğru bakan koltuğunu mu, sabah 6'dan beri değişik değişik ortamlarda bulunmaktan sıkıldığından mıdır nedir kuzucum bir süre sessiz oturduktan sonra içli içli ağlamaya başladı ve feryat figan, araba durdu.... yazık, dayımlar panik halde terlediğine falan üzüldüler ama ben biliyorum bizim hınzırın yorgunluk başına vurdu, ana kucağı ve memesinden daha fazla uzak kalmak istemedi. Kucağımda uyur uyumaz arası eve vardık.
Amman aman o nedir?Bir adet cennet bahçesi.
Fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere, tam da "ömürlük" denen tipten bir kır evi. Merdivenden indik çıktık sayısız defa ama en sonunda yeşil çimler daha cazip geldi.Bir de yengemiz yeğenlerinin eski oyuncak kutusunu çıkardı ki...içinden ne geçse eline oralara buralara saçarak koştu durdu kuzum. Kızım arabadaki huzursuzluğunu mutlu kahkahalarla değişti neyseki ve hepimiz rahatladık. Çok güzel bir akşam yemeğinden sonra yorgunluktan (sanki izmir'den yürümüşüz gibi) ve bence asıl temiz havadan yattığımız yerde hareketsiz kalakaldık, sabah o kadar dinç uyandık ki. Üzerimizde pofur pofur örtülerle, serin sabaha uyanıyoruz. Gözlerimiz manzarayı kaydetmek ve bir daha hiç unutmamak istiyor işte o kadar sevdim burada sabahı. Ekinler hasatta, benim ağzım burunum alerjiden birbirine karıştı tabii ki. Ama olsun elimde mendille dahi çok mutluyuz burada...
 bizimki aldı eline küreği, daldı çiçek tarhına.... tavuğuna kışt diyen olmayınca da battı çıktı topraklara rahatça:)

23 Temmuz 2012 Pazartesi

bilenler bilmeyenlere...

Merhabalar,
bilenler bilmeyenlere, duyanlar duymayanlara aktarsın.
Bu çığlık bugnü onun, yarın senin öbür gün benim olur.
Kulağı tıkayıp geçmek çözüm değil, damarındakini paylaş, paylaş ki insan olduğu onuruyla ve gururuyla yaşa...
Ot gibi gelip saman gibi gidenlere karışma....

defne bebek için!

LÜTFEN!