çook iş... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çook iş... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2014 Cuma

oldu mu sana 3 ay...

Sevgili okur,
gercekten ne kadar da hop diye geciyor zaman. Aslinda 2 ay asilarini yaptirdiktan sonra yazacaktim neler neler yaptik diye ancak yine beceremedim. Annem yani basimda, babam destekte, kocam geceleri is basinda olmasina ragmen yine de vakit yaratamadim ya bana da hepiniz adina "yuh" diyecegim kibarca.

Bu ay icinde minik Ekin interaktif oldu:) Ne kadar konusursan gozunun icine bakip konusuyor, yani konusmaya calisiyor diyelim.Tam "agu" seslerimiz mevcut. O agu dedikce ben de karsilik veriyorum, agu korosu seklinde anlasmaya calisiyoruz. Gunduz uzun sureli uykusu gittikce azalsa ve cok olmasa de gece emip uyuma, 3 saat aralarle emmeye kalkmasi neyseki hala ayni. Bu duzen boyle devam etsin diye de parmaklarimizi capraz ediyoruz:)

Su okulunu cok severek gidiyor. Okul kirtasiyelerini bir heves aldik. Alt tarafi boya kalemleri, karton, matara deyip gecmeyin. Onlarla eglenmek, etiketleyip okula goturmek 1 haftayi buldu. Her aksam etiketleme aksiyonu, isim yazmaklar falan...Seytan kulagina kursun diyerek hic kurcalamiyoruz... devamini diliyoruz...
Iste kardesin son hali. En kisa surede Su kizimin da fotografini cekecegim.
Sevgiler...








31 Ekim 2013 Perşembe

BOM boro BOM

Merhabalar,
29 Ekim'de uzunkuyu köy okulunun kutlama törenlerindeydik. Köyümüzde yani:) Su çok anlamlandıramadığı için sıkıldıysa da davulların arkasından yürüdük, istiklal marşını söyledik, gezdik dolaştık geldik.

Bu trompetlere nasıl vuruluyor diye neyse ki evde antreman yapmaya başlamadı, yoksa halimiz haraptı...

Köy okulunu izlerken ve orada yapılan eğitim öğretim sistemini yeğenimizde yakından gözlemlerken aklıma 9 Kasım'da İzmir'de yapacağımız BBOM toplantısı geldi ve tabii ki bu köy yerinde bir başka okulun ne de güzel mümkün olabileceği geldi aklıma...neler geçti, fen dersinde bahçeye çıkıp böcek yakalayabilecekler, incelemek için çimenlerde koşturup eğelenip bulduklarında ilgiyle odaklanabilecekleri geldi aklıma. baharda çiçekleri ne de güzel seyredip onlara yakından bunları anlatan birileri olsa, hatta onlar birbirlerine anlatsa diye geçirdim içimden.

kendi aralarındaki bir kaç konuşma aslında çocukların zihinlerinin nerelerde olduğunu, anlatılmadan neleri çoktan yalayıp yuttuklarını işaret ediyordu bana. Öğretmenlerinin elindeki kameranın kaç mp olduğunu sordu bir tanesi, diğeri ona evdeki kamerasının kaç mp olduğunu söyledi. MP neyi nasıl ölçer ne anlama gelir, bir foroğraf kulübü kursalar çevrede ne kadar çok masal gibi olay var çekilecek...

velhasıl çok şeyler geçti içimden, umarım İzmir'de de açabiliriz bu okulu fikri denk, özgürlükçü, isteyerek öğrenmenin çok daha verimli olduğuna inanan yol arkadaşlarımızla da tüm bu içimden geçenler gerçek olur, hatta daha iyileri olur...

sevgiler,



13 Haziran 2010 Pazar

Kafayı ancak topluyorum (mu acaba?)


Selamlar,
4 Haziran cuma günü istanbul'a yola çıkışımdan sonra 4 gün orada dolu dolu geçti. Cuma günü olacak toplantımın hemen ardından tez hocamla çok faideli bir görüşme daha geçirdikten sonra bizi tüm haftasonu misafir edecek olan dostlarımızın evine yollandık. Cumartesi 3-4 saatlik bir cadde yürüyüşü ve ev gezmesi kaçamağı dışında sabah 7'den akşam 1'e kadar mavi ciltte olamsı gereken şekline dönüştürmek için hocamın da dediklerini yapmakla uğraşmaya başlamıştım...
en sonunda 7 haziran günü tez jürime çıktım. Cuma ve cumartesi çok sıcak olak hava pazar ve pazartesi bana inat bozmaya başladığından yağmurlu bir istanbul sabahında kadıköy'den karşıya geçtik. Jürim öğleden sonra olmasına rağmen sabahtan orada olalım ki gerekli evrak neyin hazırlanması lazımsa bitirelim tüm işleri diye düşünerek hemen bölüm odasına çıktık annemle. Yazık onu da nereye gitsem peşimde sürükledimayrılmaz parçam oldu tüm gezimiz boyunca.

Jürim problemsiz ve sıcak bir sohbet halinde geçti. Amma velakin yapılması gereken sürü sepet değişiklik ve conclusion kısmıma ekleyeceğim bir kaç fikir ile yüksek lisans derecemi almış bulunmaktayım:) Akşam dönüşümüzde yağmur peşimizi bırakmadığı gibi şiddetini tam havaş'a binecekken arttırdı ve bileklerimize kadar ıslandık:) Ama annemin müthiş güler yüzü, bitmeyen enerjisi ve herşeyde sürekli komik bir yön bulmasıyla rezil halimize de pek bir güldük, otobüste spor ayakkabılarım cılk olduğu için sandaletlerimi giydim, rahat ettim:)

hafta içi İstanbul'da nasıl bir yorulmuşum ancak anladım. Salı günü tır çarpmış gibi gezdim zaten. İşyerinde nedense garip bir yoğunluk, rapor yazmak zorunda olduğum yerler, yaklaşan fuara hazırlanması gereken belgeler, bilmem neler... almış başını gidiyor.. Cuma da tüm güne uzayan IEU bitirme projesinde jürilik için gidip oturunca hafta nasıl bitti bakakaldım ardından yine şaşkın gibi...

Bununla bitti mi? Hayır! Şu anda salı akşamı süresi dolacak Cumulus konferansına paper yetiştirmeye çalışıyorum. Hiç öyle gözükmüyorum oradan aslında ama:) neyse işte kafa dağıttım azıcık buralarda... Sırtımda eşim pazartesi günü yapacağı tez konusu savunmasını gözden geçiriyor. Bach eşliğinde pazara gitme saatimize kadar maksimumda çalışır halde durmaya çalışıyoruz:)

15 haziran'da şu paper'ı bir göndereyim, ondan sonra en son fotoğraflarımla karşınızdayım. Dün uyku molası vermeden önce kendimi çekmiştim ancak bilgisayara aktarmaya vakit bulamadım henüz. 29. haftadayız artık, uyku çökmesi sıcak basması başladı haliyle. İzmir sıcakları da bana hiç yardımcı olmuyor:)

sevgiyle kucaklarım,