Sevgili okur,
kendimi çok ayıpladım zira şubattan beri yazmamışım. E ama uyaran eden de yok...Neyse bu arada çok boş durmadım. Tezimi öyle yada böyle sonlandırıyorum. Bugün yarın hocama yollayacağım. Bir de karnımda minik bir canlıyı taşımaya başlayalı 5 ayım doldu. Kendüleri kısmetse kızımız olacaklar. Şimdilik minik tepikler atmakla başladı. Sonradan bakalım neler neler edecek annesine:)
Madem o kadar dolusun, nasıl yazıyorsun diyeceksiniz, evet, sol burun deliğim kendi başına buyruk akıyor, boğazımın solu, buradan geçit yok diyor. Kafam olmuş bir milyon. Leyla gibiydim ve işe gidemedim. Oysa bugün güzel bir gün, işe gitmemek için sağlıktan başka bir engel yok gibi gözüküyordu...
kafam yerinde olduğunda kızımın en afili fotolarıyla (şimdilik karnımda da olsa:) karşınızda olacağım. Göbeğimi de bir ölçmeye başlayayım artık ben yaa, sahiden aklıma geliyor, hep unutuyorum...
görüşürüzzzz....
22 Nisan 2010 Perşembe
24 Şubat 2010 Çarşamba
son dakikalar
Merhabalar,
son 10 dakika içinde ne kadar yazsam kardır diyorum. Evde sevgili kocacım beni hafifi uykulu gözlerle bekliyor olacak, nohutumuzu ve bulgurumuzu ısıtacağız. hatta belki mantı çorbamızı...
bu knorr'un, bizim markasının felan çıkardığı katkı maddesiz olduklarını iddia eden çorbaları çok takdir ediyorum, neredeyse iki haftada bir de yapıyoruz. Tadı tuzu yerinde, bir de gerçekten üstünde yazdığı gibi katkı maddesi vb. yoksa...umarım öyledir, acık polyanna olayım:) Haftasonları yemek yapmak istenmeyen ama az buçuk da acıkılan öğlen vaktini geçmiş zamanların kurtarıcı çorbaları onlar...
Bu akşam söz popomu masanın başına koyarak abstraktlarımı gözden geçirip göndereceğim hocama, aha da burdan dünya duysun...Zaten söz verdim, elim mahkum:)
haydin ben evime koşarak kaçar...
herkezlere akşam en azından bir filmi sonuna kadar izleme gücü versin:)
son 10 dakika içinde ne kadar yazsam kardır diyorum. Evde sevgili kocacım beni hafifi uykulu gözlerle bekliyor olacak, nohutumuzu ve bulgurumuzu ısıtacağız. hatta belki mantı çorbamızı...
bu knorr'un, bizim markasının felan çıkardığı katkı maddesiz olduklarını iddia eden çorbaları çok takdir ediyorum, neredeyse iki haftada bir de yapıyoruz. Tadı tuzu yerinde, bir de gerçekten üstünde yazdığı gibi katkı maddesi vb. yoksa...umarım öyledir, acık polyanna olayım:) Haftasonları yemek yapmak istenmeyen ama az buçuk da acıkılan öğlen vaktini geçmiş zamanların kurtarıcı çorbaları onlar...
Bu akşam söz popomu masanın başına koyarak abstraktlarımı gözden geçirip göndereceğim hocama, aha da burdan dünya duysun...Zaten söz verdim, elim mahkum:)
haydin ben evime koşarak kaçar...
herkezlere akşam en azından bir filmi sonuna kadar izleme gücü versin:)
10 Şubat 2010 Çarşamba
Bu zaman ne menem bir şey?
Okuyucu!!!
HUUUU!!! Bu zaman kadar yazmadım yazmadım çünkü sürekli ha bugün ha yarın yazarım diye erteliyordum ama bir baktım koccccaaaaa Ocak ayı geçmiş bitmiş de Şubat başlamış...bu menem bişidir? Ders çalışırken geçmek bilmeyen zaman çalışmazken pııırt diye uçar gider.
Son bir aydır hiç çalışmamanın verdiği iç azabıyla bu satırlara döküyorum hislerimi sevgili okur. Suçluyum, orası kabul. Ama bir sor neden diye?Sor bak, sor...Eve gelince yemeğimizi hızlan yiyip mutfağı toplayıp, kapatıp, koltuğa oturur oturmaz, dur bilgisayarı önüme çekeyim demeye kalmadan ağzımın suları akarak uykuya dalıyorum. Saat 1-1,5 gibi de gözümü açıp, "ne işim var benim bu koltukta yauw, paşalar gibi yatağıma gideyim" diyerek koşar adım yatağa dalıyorum.
Eee.. şimdi bu süreçte ders çalışmaya herhangi bir aralık göremedin değil mi okur? Yok çünkü zaten, görememen doğal, ben de onu diyorum işte. Neden çalışamıyorum ben beee!!! kafamı bir türlü ne yazacağıma toparlayamıyorum. iki satır oluyor 3. sü sarpa sarıyor. Okuldayken gece kuşuydum, geceleri çizerdim, çizerdim, boyardım, keserdim, yapıştırırdım, modellerdim, her render arası 15 dk kestirir, tek gözle bitti mi diye kontrol ederdim. Zebbahlara kadar...aah heyhat, şimdi gözümü açık tutamıyorum.
Sen sen ol, enerjinin kıymetini bil, her aklına geleni yap, yoksa enerjin kalmıyor. Ahanda sana örnek...
Son iki gündür mesaiye kalıyorum, ofiste bari elim mahkum çalışabilirim diye, en azından 1-2 paragraf ilerledim. Mayıs başı teslimime 2,5 ay kaldığını hesaplarsak süpersonik bir hızlanma gerekecek:) Ofiste yatıya kalsam yeridir yani...
Haydi, sen çalış, ben düşüneyim, çalışayım, bişiler yapalım artık, bu kadar çene suyuna çorba yeter:)
öperler sevgili okur. Enerjinle kal...
HUUUU!!! Bu zaman kadar yazmadım yazmadım çünkü sürekli ha bugün ha yarın yazarım diye erteliyordum ama bir baktım koccccaaaaa Ocak ayı geçmiş bitmiş de Şubat başlamış...bu menem bişidir? Ders çalışırken geçmek bilmeyen zaman çalışmazken pııırt diye uçar gider.
Son bir aydır hiç çalışmamanın verdiği iç azabıyla bu satırlara döküyorum hislerimi sevgili okur. Suçluyum, orası kabul. Ama bir sor neden diye?Sor bak, sor...Eve gelince yemeğimizi hızlan yiyip mutfağı toplayıp, kapatıp, koltuğa oturur oturmaz, dur bilgisayarı önüme çekeyim demeye kalmadan ağzımın suları akarak uykuya dalıyorum. Saat 1-1,5 gibi de gözümü açıp, "ne işim var benim bu koltukta yauw, paşalar gibi yatağıma gideyim" diyerek koşar adım yatağa dalıyorum.
Eee.. şimdi bu süreçte ders çalışmaya herhangi bir aralık göremedin değil mi okur? Yok çünkü zaten, görememen doğal, ben de onu diyorum işte. Neden çalışamıyorum ben beee!!! kafamı bir türlü ne yazacağıma toparlayamıyorum. iki satır oluyor 3. sü sarpa sarıyor. Okuldayken gece kuşuydum, geceleri çizerdim, çizerdim, boyardım, keserdim, yapıştırırdım, modellerdim, her render arası 15 dk kestirir, tek gözle bitti mi diye kontrol ederdim. Zebbahlara kadar...aah heyhat, şimdi gözümü açık tutamıyorum.
Sen sen ol, enerjinin kıymetini bil, her aklına geleni yap, yoksa enerjin kalmıyor. Ahanda sana örnek...
Son iki gündür mesaiye kalıyorum, ofiste bari elim mahkum çalışabilirim diye, en azından 1-2 paragraf ilerledim. Mayıs başı teslimime 2,5 ay kaldığını hesaplarsak süpersonik bir hızlanma gerekecek:) Ofiste yatıya kalsam yeridir yani...
Haydi, sen çalış, ben düşüneyim, çalışayım, bişiler yapalım artık, bu kadar çene suyuna çorba yeter:)
öperler sevgili okur. Enerjinle kal...
31 Aralık 2009 Perşembe
yeni yıl da geldi, oh olsun:)
Aradan bayağı geçti sevgili okur,
25 Aralıktaki teslim tarihini atlattığım haftadan sonra sanki tezi vermişim gibi bir uyuşukluk sardı dört bir yanımı. Neyse bundan silkinik sıyrılmak için kendime gülle gibi laptop'ın yerine bir netbook aldım. BestBuy gerçekten on numero bir yer en azından şimdilik fiyat olarak bunu kanıtladı, işallah müşteri hizmetlerine ihtiyacım düşmez ama düşerse o kısmınıda anlatırım.
Packardbell dot m inte celeron 743 ULV işlemcili tatlı mı tatlı sevimli mi sevimli bir netbook:)yani bu gün vakit bulamazsam da yılın ilk günü içine acrobat writer ve office 2007 yükleyince haftasonu ders çalışmaya pek bir hevesli olabilirim:)
Bu gece Ayşegül'lerle Itırların evinde buluşacağız ki bu beni 1 haftayı aşkın süredir motive etti. Sürekli kahkaha atılan ortamda aramıza yeni katılan Doruk ile geçirilen bir gece olacak. Dün marul, roka ve bir parça radika yıkadım bugünün salatası hazır olsun diye.Brokolimi haşladım. Sonra almışım elime 1,5 kiloluk bir rostoluk dana etini 3 eşit parçaya ayırdıktan sonra farklı amaçlar için ub parçaarı şekillendirme işlemine giriştim. Kasaplık çok ilgimi çeken bir meslek olmaya başladı. Et ile uğraşmayı o kadar seviyorum ki: Kes- biç, yağ temizle, döv, yağla, haşla, ızgarası, tavada sotesi, şööle vokta alevli alevli çevirmesi...bak ağzımın suyu aktı.
Yeni yıldan bişiler isteyen histerik konuma düşeyim mi okur? hadi düşeyim;
1) Sağlık istiyorum zira bu sene biraz tökezler gibi olduk, hayatın raylarına zor oturduk geri:)
2) Ondan sonracıma, alnımın akıyla yüksek lisans tezimi teslim etmek istiyorum, sunuştan çıkarken de aferim denmesini istiyorum tekrar. Bitirme projemde en son duymuştum bunu, tekrar duymak hoş olurdu doğrusu...
3) Tüm sevdiklerimin de sağlıkları iyi olsun ki (baak bencilliğe bak) hepbirlikte mutlu mesut geçinip duralım...
4) Likidetinin aileme doğru yönlenmesini istiyorum:) ( e herkez isterken protest olmaya niyetim yok, ben de isteyeyim:)
Annemle babam geldi, tam da brokoli haşlanma kokusuna:) babam da bayılır ya pek bir:) Ne yapalım, kızcağızını görmek için katlandı acık:)
özlemişim kerataları da haa...pek sarmaşamadım ama yeni nezleden kalktıkları için, neyse haftaya artık...
şimdilik ben kaçıyorum sevgili okur, iki üç son dakka golünü kurtarayım...
umarım sizin de yeni yıldan dilkeleriniz yerine gelir... ama insanoğlu hep daha fazlasını ister ve yine mutsuz olacak bişi bulur değil mi?
öpücükler,
25 Aralıktaki teslim tarihini atlattığım haftadan sonra sanki tezi vermişim gibi bir uyuşukluk sardı dört bir yanımı. Neyse bundan silkinik sıyrılmak için kendime gülle gibi laptop'ın yerine bir netbook aldım. BestBuy gerçekten on numero bir yer en azından şimdilik fiyat olarak bunu kanıtladı, işallah müşteri hizmetlerine ihtiyacım düşmez ama düşerse o kısmınıda anlatırım.
Packardbell dot m inte celeron 743 ULV işlemcili tatlı mı tatlı sevimli mi sevimli bir netbook:)yani bu gün vakit bulamazsam da yılın ilk günü içine acrobat writer ve office 2007 yükleyince haftasonu ders çalışmaya pek bir hevesli olabilirim:)
Bu gece Ayşegül'lerle Itırların evinde buluşacağız ki bu beni 1 haftayı aşkın süredir motive etti. Sürekli kahkaha atılan ortamda aramıza yeni katılan Doruk ile geçirilen bir gece olacak. Dün marul, roka ve bir parça radika yıkadım bugünün salatası hazır olsun diye.Brokolimi haşladım. Sonra almışım elime 1,5 kiloluk bir rostoluk dana etini 3 eşit parçaya ayırdıktan sonra farklı amaçlar için ub parçaarı şekillendirme işlemine giriştim. Kasaplık çok ilgimi çeken bir meslek olmaya başladı. Et ile uğraşmayı o kadar seviyorum ki: Kes- biç, yağ temizle, döv, yağla, haşla, ızgarası, tavada sotesi, şööle vokta alevli alevli çevirmesi...bak ağzımın suyu aktı.
Yeni yıldan bişiler isteyen histerik konuma düşeyim mi okur? hadi düşeyim;
1) Sağlık istiyorum zira bu sene biraz tökezler gibi olduk, hayatın raylarına zor oturduk geri:)
2) Ondan sonracıma, alnımın akıyla yüksek lisans tezimi teslim etmek istiyorum, sunuştan çıkarken de aferim denmesini istiyorum tekrar. Bitirme projemde en son duymuştum bunu, tekrar duymak hoş olurdu doğrusu...
3) Tüm sevdiklerimin de sağlıkları iyi olsun ki (baak bencilliğe bak) hepbirlikte mutlu mesut geçinip duralım...
4) Likidetinin aileme doğru yönlenmesini istiyorum:) ( e herkez isterken protest olmaya niyetim yok, ben de isteyeyim:)
Annemle babam geldi, tam da brokoli haşlanma kokusuna:) babam da bayılır ya pek bir:) Ne yapalım, kızcağızını görmek için katlandı acık:)
özlemişim kerataları da haa...pek sarmaşamadım ama yeni nezleden kalktıkları için, neyse haftaya artık...
şimdilik ben kaçıyorum sevgili okur, iki üç son dakka golünü kurtarayım...
umarım sizin de yeni yıldan dilkeleriniz yerine gelir... ama insanoğlu hep daha fazlasını ister ve yine mutsuz olacak bişi bulur değil mi?
öpücükler,
7 Aralık 2009 Pazartesi
aralık'ın ilk haftası da geldi beee....
nasıl oldu diye sorma sevgili okur,
vallahi geldi, inanmazsan bilgisayar ekranının sağ altaki saat kısmına tıkla ve takvime bak. İŞTE!!! kocaman yazıyor orada, soğuk gerçekliğiyle karşında.
Beceriksizliğimin son daniskası da aşikar oldu, tezim Aralık 25'e yetişmeye çook uzak. Hatta bu tanım çok yumuşak kaçtı. BİTMİYOR!!! işte bunu kabullenince ooohhh bir rahatlık çökmüş efendime söyliyim...ooh bir rahat...
neyse, bitince elimde olacak çalışma beni daha tatmin eder, daha güzel bir sonuç ortaya koyabilirim böylece gibi minik telkinlerle atlattığım bu başarısızlık sonrasında çalışmayı bıraktım mı? hayır, inatla yazmak için inatla okuyorum. En azından maksimumu yapayım, mayıstan ne kadar önce biterse o kadar çabuk üstümden kalkar bu yük, kafamı kurcalamayı bırakır bu konu diye düşünüyorum.
Burada yağmur ara sıra kendini gösterdi. Karşıyaka'da yağmur evdeysen çizgi film, internet, makale, müzik eşliğinde güzel ama dışarıdaysan çamurdan kaçmak kafayı bayağı yoruyor. aklıma hep başı boş evsiz köpekler geliyor, yağmurda nereye sığınırlar?Ya evsizler? İşte o yüzden çok da sevmem yağmuru şehirde. Gitsin dağa bayıra, tarlaya çayıra yağsın. Küçüklüğümden beri de bu düşünceyi savunurum.şwhirde dert yaratmaktan başka hiç bir işe yaramaz. Yok logarlar taşar, yok kaldırımdaki taşlar oynar, hangisine bassan öbür bacağına çamur atlar, araba geçer, seni yıkar. Velhasıl derttir dert...
Eve gelir gelmez ayağıma ev botumu geçirmişim, yemeğe koşup yemiş bitirmişiz... Diziye kadar bilgisayarda okuyacaklarımız okuyup yazacaklarımızı yazmışız, sonra da botlar çıkarmadan şööle uzatıveriyorsun bacakları, bu ne rahatlıkmış be arkadaş..ayak üşüdü, bileklerden soğuk geldi derdi bitmiştir!!! herkese tavsiye olunur. Uyurken çıkarmayı unutacağım, o kadar yani...
neyse ben yine işime döneyim sevgili okur, ya modelleme ya okuma ikisi birbirinden dürdane ama ben seçmek zorundayım...
görüşmek üzere, sevgilerle kalıınnn....
vallahi geldi, inanmazsan bilgisayar ekranının sağ altaki saat kısmına tıkla ve takvime bak. İŞTE!!! kocaman yazıyor orada, soğuk gerçekliğiyle karşında.
Beceriksizliğimin son daniskası da aşikar oldu, tezim Aralık 25'e yetişmeye çook uzak. Hatta bu tanım çok yumuşak kaçtı. BİTMİYOR!!! işte bunu kabullenince ooohhh bir rahatlık çökmüş efendime söyliyim...ooh bir rahat...
neyse, bitince elimde olacak çalışma beni daha tatmin eder, daha güzel bir sonuç ortaya koyabilirim böylece gibi minik telkinlerle atlattığım bu başarısızlık sonrasında çalışmayı bıraktım mı? hayır, inatla yazmak için inatla okuyorum. En azından maksimumu yapayım, mayıstan ne kadar önce biterse o kadar çabuk üstümden kalkar bu yük, kafamı kurcalamayı bırakır bu konu diye düşünüyorum.
Burada yağmur ara sıra kendini gösterdi. Karşıyaka'da yağmur evdeysen çizgi film, internet, makale, müzik eşliğinde güzel ama dışarıdaysan çamurdan kaçmak kafayı bayağı yoruyor. aklıma hep başı boş evsiz köpekler geliyor, yağmurda nereye sığınırlar?Ya evsizler? İşte o yüzden çok da sevmem yağmuru şehirde. Gitsin dağa bayıra, tarlaya çayıra yağsın. Küçüklüğümden beri de bu düşünceyi savunurum.şwhirde dert yaratmaktan başka hiç bir işe yaramaz. Yok logarlar taşar, yok kaldırımdaki taşlar oynar, hangisine bassan öbür bacağına çamur atlar, araba geçer, seni yıkar. Velhasıl derttir dert...
Eve gelir gelmez ayağıma ev botumu geçirmişim, yemeğe koşup yemiş bitirmişiz... Diziye kadar bilgisayarda okuyacaklarımız okuyup yazacaklarımızı yazmışız, sonra da botlar çıkarmadan şööle uzatıveriyorsun bacakları, bu ne rahatlıkmış be arkadaş..ayak üşüdü, bileklerden soğuk geldi derdi bitmiştir!!! herkese tavsiye olunur. Uyurken çıkarmayı unutacağım, o kadar yani...
neyse ben yine işime döneyim sevgili okur, ya modelleme ya okuma ikisi birbirinden dürdane ama ben seçmek zorundayım...
görüşmek üzere, sevgilerle kalıınnn....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)