23 Ağustos 2012 Perşembe

Bayram, Seyran...

selamlar,
bu yazın iş nedeniyle oraya buraya gönderilmediğim zamanlar cve tek tatilimiz dışındaki her haftasonunu geçirdiğimiz köyde geçirdik bayramımızı..Çok değişik?Pek değil tabii ki ama yien bayram sabahı giyim kuşam, bebeğin üstünü başını temizleyip saçını taramak, büyüklerin elini öpmeye gezmek, hal hatır sormak güzel bir şey.

Ama kuzumun aklı tabii ki her zamanki gibi bol bol oyun, abi"si" (görümcemin oğluna herkes bak abisi de ne büyümüş, bak suyun abisi dedikçe Su da ona abisi demeye başladı) ile sabahtan akşama oynamak olduğu için ona her haftasonu bayram.

Bu haftasonunun ve tatilin bir özelliği daha kayınpederimle Su'yun arasının gittikçe daha da ısınması, ona oyuncağını kendi isteyerek uzatıp sokulması, onu çağırıp birlikte boya yapmak istemesi gibi davranışları.

En önemli adımlardan birini de attık kızım pazar günü. Bir süredir kakası gelince ya da çoğu zaman yaptıktan hemen sonra söylüyordu. Ben de altını alıyordum. Ancak ilk kez kahvaltıdan sonra babasının elinden tutup tuvalete götürüp kaka dedi, Ulaş da bir hızla bezini atıp tuvalete tutunca kuzum kakasını yapıverdi. bir alkış bir sevinç...Ertesi sabah tekrar deneyelim dedik ama kızımın bir gazı var ki feryat figan gidiyor, tuvalete tutuyorum ama ıstırap oldu kasıyor kendini yapmamak için. Neyse ilk kaka beze gitti ama bir ertesi sabah gayet güzel yine yakaladık tuvaleti. Annemlerin de dediğine göre artık sabah kahvaltıdan sonra tuvalete kaka yapma olayı oturdu gibi, umarım günün geri kalan kısmına da yayarız bu davranış biçimini...Çişini de buraya yapacaksın demeye çok kez çalıştım ama oralı olmuyore ve iki 3 saat çiş içinde dolanmaktan rahatsız olmayarak eğitim külodunun da anlamını yitirmesine yol açtığı için çiş kısmını ertelemeye bıraktım şimdilik.

Bakın Ediz abi"si" ile oyunlarından kareler:
sevgiler....

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Biraz daha moral...

Merhabalar,
Gamze anne için bir mucize oldu, ama bu mucize emek emek büyütmek istiyor, insan vücudu hayata dönerken yıprandığı bunca zamanın, kullanılan onca ilacın üstesinden bir günde gelmiyor. Nakilden sonra Gamze'nin kendini toplaması sürecindeki zore günlerini atlatmasına yardımcı olabiliriz. Atakan'ına ulaşcağı gün geciktikçe her annenin olduğu gibi Gamze'nin de morali azalıyor, insan sinirleniyor. Bıkmışlık, bırakmışlık yerini bulmaya başlamadan bu döngüyü kırmalı!

Bu yazımı okuduktan sonra belki bir kaçınız olsa eline kalemi alma gücünü kendinde bulur, şartlarını zorla akşam iş çıkışı uzuuun zamandır yapmadığı çarşı gezisine çıkar da alınacaklar listesine güzel bir geçmiş olsun kartı ekler..Aylin anne çok güzelbir öneride bulunmuş, okumak, elle tutmak kelimeleri,daha da somutlaştırı umudu...

Haydi hissedenler,
lütfen onu unutmadığımızı, iyi dileklerimizin onun için lduğunu gösterelim, positif enerji yollayalım, hangimiz nasıl biliyorsa ona öyle destek olalım, desteğimizi ona gösterelim:)

İyi dilek kartlarımızı :
Özel Anadolu Sağlık Merkezi
Cumhuriyet mahallesi 2255 sokak no:3 Gebze 41400 Kocaeli
adresine yollyabilirsiniz...

iyi bir hafta olması dileğiyle.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

son gün - hayvanlarla yakın temas

Merhabalar,
kahvaltımızda son günümüz olmasının verdiği hüzün bizden çok dayımla yengeme çökmüştü. Ben henüz kendimi her dakikanın hazzına kaptırmışlıkla nerede nasıl eğlenelim, masanın ahşabı, dolapların kendine has kokusu, yengemin rengarenk peçeteleri ve anneannesinden kalan fincanlarının zerafeti, mutfa şekli, pencerelerin Danimarka tarzı kilitleri gibi envai çeşit detayı kayda almaya çalışıyordum. Dayımın o sert kaşlarının altında güldümü içi gülen gözleri "siz gidince ev çok boş kalacak" diyip duran diline eşlik edercesine Su'yu izliyor, o da onun hareketleri kaydediyordu. Ah dayıcım, bunun sonu yok, ben de her güzel şeyi depo edercesine kaydetmeye çalışıyorum, özellikle kızımın tatlılıklarını ama elden gelen bir şey yok. Sayılı gün, geçti işte..

Yengem hemmen bir güzellik yapıp kahvaltımızn sonuna doğru hareketlenip internetten açılış saatlerini kontrol etti ve yaklaşık 25-30 km yakındaki bölgemizin hayvant bahçesi "Tierpark Neumünster" gitmek üzere yola çıktık. Hem de dün yapılan kurabilyelerden azıcık yanımıza katık yaparak:) O ne muhteşemliktir yenge yahu....

Giderken içinden geçtiğimiz Neumünster kasabası (mı desem - şehri demiyim- bizim şehirden anlayacağımızdan bayağı küçük ama tabii ki bir Alman kasabası olmasıyla gelen en minik detaylardaki malzeme ve yüzey kalite farkları, şehir planlamasındaki insancıllık göze çarpıyor:) Plön arası 30 km kadar ve otobüs işliyor gün içinde sürekli. Ama yol bildiğin ağaçlar ve tarlalar arasından geçiyor. Arada serpiştirilmiş ahırlar bulunan 2-3 köy...

Haycanat bahçesine varmadan Neumünsterdeki kik discount marketten kuzu için yağmurluk tulum ve mont takımı aldı yengemler. Yine kasada bir minik arbede yaşadık:)Su'yun kış ve aslında yağmur için çok güzel bir takımı oldu. Bahçedeyken iyi ki almışız dedirtti haca çünkü sürekli yağmur damlaları peşimizdeydi. Hatta bir ara abarttı ama biz tam tekmil hazırlıklı olduğumuz için bana mısın demenden yağmurda park gezdik. Muazzam temiz bir hava, uzun uzun ağaçlar altında ayılar, kurtlar, yılan kafesi, domuz ağılı, foklar, bir sürü bir sürü hayvancağızı ziyaret ettik. Kızım bazen hayvanlarla çok ilgilendi, bazen de sadece merdivenleri inip çıkmaya takıldı. Bir süre meme diye vızvızladı, kurt kafesinin yanıbaşında emzirme molası verdik:) İlk girişte çekçek'e binmemek, arkamızdan çektirmemek vb gibi nedenini anlayamdığımız arızalarla ciddi ağlayıp moral bozsa da bir süre sonra çok sevdi ve keçileri beslemeye bile kalkıştı. Tok keçileri ağırlamak zor oldu ama çok eğlendik.
İşte oradan anılarımız...


Akşam da yağmur dinip güneş açınca en yakındaki ineklerin evini kuzuyla ziyarete indik. Almanca konuşan çok şirin tombulca bir teyze bize anlmadığımızı belirtmemize rağmen buzağılarını sevdirdi:) Eşimin kucağında hayretlerle izledi buzağılarla ve çok sevdi kızım. Hala favorimiz inekler ve filler...
Bu günlük bu kadar:)

29 Temmuz 2012 Pazar

yağ yağğ yağğmurr - 2

selamlar,
bir önceki postumun çook uzadığını fark edip keseceğim zira evde geçirilmesine rağmen dolu dolu bir gün oldu:
Hamur işleri fırına sürüldüler ve şişip, pişip evi güzel güzel kokuttular...Yapılan eggler hamurunun içine çok az özel bir isveç tarifi pasta kreması ve şekersiz krema ile tazecik frambuazlar bol bol tıkıştırıldı...

Kuzucuğum bu sırada kendini bahçeye yağmurdan çıkamadığı için elimizdeki tüm kalınları giyerek balkona attı ve oynadı oynadı uykuya yenik düşene kadar bir sehpa üzerinde oynadı durdu...


VEEE; sonuçlar:


Yengemin Hamburg'da oturan kardeşi bizi de görüp tanışmak amacıyla onca yolu tepip geldiler ve maaile güzel bir akşam çayı sofrası kurduk, çay kahve hazırlayıp başına üşüştük... Açlık başıma vurmuş olmalı ki daha güzel çektiğimi sanıyordum ama detaylı bir fotoğrafını çekememişim yapılanların, bir sonraki denememize umarım...

sevgiyle kalın...

yağ yağ yağğmmuurrr :)

Bugün evdeyiz galiba:)
kahvaltıdaki görünüm buydu ve devamı da geldi, tatil için erken sayılacak bir saatte kahvaltımızı bitirmemize rağmen dün akşam başlayan yağmurun dineceği yoktu. Ara ara artan sağanaklar ve bulut geçişleriyle şenlenen gökyüzündeki hareket biz insan mahlukatlaırna sadece daha da artan yağmur olarak geri döndüğünden şimşekleri, bulut geçişlerini ve muhteşem manzarayı izlemekten başka seçenek bırakmadı. Zira izmirden 37 derece sıcaktan serin olabilir düşüncesiylealınan iki hırkadan başka minik kızımı yağmurdan koruyacak bu yaşına uygun yanımızda hiçbirşey yoktu (bakmayın, evde de yoktu, sonuçta daha bu boyunda hiç kış geçirmedi ki:)

Yengem yine bütün maharetiyle günümüzü şenlendirmeyi bildi. Dün topladığımız 4 kutu ahududu(frambuaz) ne olacak? Muhteşem tatlılara dönüşümünü kare kare görüntüleyebildim. Tarif isteyenler beri gelsinnn...
Kızım bu sırada durmaz, ben de nasıl yapıldığını öğrenemem diye tahmin yürütürken yengem "al bakıyım sen de şununla oyna" diyip koca mayalı hamurdan bir parça ona uzatmaz mı? Ben "aman yenge sıkılır, şimdi mundar eder, orayı burayı yağlar, batırır" dememe kalmadan, bizimki yengemin hamur açışını gördüğü son 1 dk içinde olayı kapmış hamura nasıl bir şeyle bastırayım diye bakıyormuş. Eline biberonunu tutuşturmamla, babasıyla hamur açmaya başladı küçük kuzum. nasıl utandım onu kısıtlayıcı düşüncemden ve ne kadar uzun süre oynadı kuzum o hamurla...Hemen hemen yengem işini bitirene kadar sıkılmadan kendine minik minik parçalardan kurebiyeler hazırladı.
İşte bu güzel etkinlikten kareler...


Muhteşem işbirliği içinde toplu hamur işi yapımı aktivitesinden sonraki ara aşamalar aşağıdaki gibi gelişti.:

Öğleden sonrayı nasıl bekledik ve sonuçlar ne oldu buyrun bir sonraki yazımda...