30 Kasım 2014 Pazar

EN'ler bir arada

Merhabalar,
bir köy gezimizin daha en önemli noktalarından bir kare paylaşmak isterim. Çünkü en yaşlılarımızla en gençlerimizin bir araya geldiği bir kaç kare belki nesiller arası aktarılacak en güzel hediye. Her ne kadar Su yanında Ediz abisi olamdan köyde pek bir şey yapmak istemese, çabuk sıkılacağını düşünse de büyük ninemizin bahçesi onun için hep bir keşif ve oyun alanı oldu. 

17 Ekim 2014 Cuma

oldu mu sana 3 ay...

Sevgili okur,
gercekten ne kadar da hop diye geciyor zaman. Aslinda 2 ay asilarini yaptirdiktan sonra yazacaktim neler neler yaptik diye ancak yine beceremedim. Annem yani basimda, babam destekte, kocam geceleri is basinda olmasina ragmen yine de vakit yaratamadim ya bana da hepiniz adina "yuh" diyecegim kibarca.

Bu ay icinde minik Ekin interaktif oldu:) Ne kadar konusursan gozunun icine bakip konusuyor, yani konusmaya calisiyor diyelim.Tam "agu" seslerimiz mevcut. O agu dedikce ben de karsilik veriyorum, agu korosu seklinde anlasmaya calisiyoruz. Gunduz uzun sureli uykusu gittikce azalsa ve cok olmasa de gece emip uyuma, 3 saat aralarle emmeye kalkmasi neyseki hala ayni. Bu duzen boyle devam etsin diye de parmaklarimizi capraz ediyoruz:)

Su okulunu cok severek gidiyor. Okul kirtasiyelerini bir heves aldik. Alt tarafi boya kalemleri, karton, matara deyip gecmeyin. Onlarla eglenmek, etiketleyip okula goturmek 1 haftayi buldu. Her aksam etiketleme aksiyonu, isim yazmaklar falan...Seytan kulagina kursun diyerek hic kurcalamiyoruz... devamini diliyoruz...
Iste kardesin son hali. En kisa surede Su kizimin da fotografini cekecegim.
Sevgiler...








17 Ağustos 2014 Pazar

4. yas günü

Selamlar,
4. yaş günümüz benim ve Su'yun pek hayallerindeki gibi olmadı. İş yerimin son gününde canhıraş hazırlayıp her boş vakitte annemin ve Su'yun var güçleriyle keserek hazırladığı süsler aynen torbada kaldı maalesef . Bu yıl kutlamayacağız derken kayınvalidem sağ olsun iki pastayla birden akşamüstü çıkageldi ve Ağustos başı doğum günü olan kayın pederimle Su'yun pastalarını birlikte kestik.

Hele hediyesi üzerindeki el dikişi ev yapımı muhteşem elbise:) Pozlar nasıl ama? 



Pek bir sevindi ve üstündeyken ediz abisiyle doyasıya oynamaya devam ettiler...Çocuk için mutlu olmak aslında o kadar kolay ki. Büyüdükçe unutuyoruz mutlu olmanın anahtarının aslında ne kadar içimizde olduğunu galiba.

1 Ağustos 2014 Cuma

Özlemişim...


Doğumdan sonra...
Oh be dedim mi? Bu sefer ilkinden yarım saat uzayınca bitince bir "oh" dedimJ
Sabah doğurup öğleden sonra eve dönünce de sıkı bir emici oldu Ekin oğlan. Kısa sürede de emmeli birlikte yaşam formuna dönüştük.
Aklımda uzunca bir yapılacaklar listesi ile yaşamaya geri döndüm. Sadece azalma yerine listeye sürekli bişiler ekleniyorJ Emzirme seanslarının ilkinde ve doğum sonrası ilk günlerimde hissetttiğim farklılıklarla işte özlediklerim ve özlemediklerim listemJ

ÖZLEMİŞİM;
* Gerinmeyi – ayak parmaklarım ya da baldırım kasılacak diye içim gerilmeden...
* Banyo yapmayı – eğilirsem doğum başlar, ayağıma uzanursam karnımı sıkıştırırım, dur oturayım dur sıcak su olmasın hay hhuy demeden...
* Sırt üstü uzanmayı – hem de hiç ağrı sızı olmadan, bebğin sırtına zarar vereceğim diye kafa yormadan...
* Yan yatmayı – bir yandan ötekine bebeğin yerleşmesini beklemeden hoop diye sık sık dönüvererek...
* “Normal” sıklıkta tuvalete gitmeyi...

Bir süre daha özleyeceğim galiba;
* Uzuuun süreler ( ya da uzun mu oldu acaba diye dşünmeden daha doğru olacak)  banyoda kalmayı;
* Ne kadar süre ne kadar sıvı aldım diye düşünmeden günü geçirmeyi,
* Gece kesintisiz (en azından 2 saatten fazla kesilerek diyelimJ ) uyumayı,
* Akşam herkes yatınca cnbc-e dizisi izleyip ay keşke uyusaydım diye hayıflanmamayı...

Sizin de buna benzer listeniz vardır değil mi analar?

Sevgiler.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Doğdu Oğlan, Geldi Kardeşlik:)

Eveet, doğum oldu, 
hem de beklediğimden 2 hafta önce, 36. haftada:) Ve yine ilkindeki gibi önce suyum geldi, hiç sancı yokken. Güzel ailece yenen bir akşam yemeğinden sonra kızımın yatma hazırlıklarındayken suyum gelince apar topar eşim ve kayınvalidemle köyden hastaneye geldik.
Yolda neyseki bu sefer sancım başladı ve akıllı kocam dk tutmamı hatırlattı. Bana kalsa hala radyoda güzel bişiler bulup kafamı dağıtmaya çalışıyordum:)

İkinci daha kolay derle ama bu sancı çekmek kısmı çok da eğlenceli değilmiş ki ben cidden az çektim. gece 12den sabah 5 buçuğa kadar. tüm gün çekenler falan, yok almıyayım:) Dağına göre kar olayı...
Sabah beş buçukta bir epidural aldıktan sonra oohh....hayat bana bayram oldu,Yine ekip çok tatlı ve sohbetliydi. Doğumhane zaten sohbet ortamı gibi oluyor bir süre sonra:)  7de başlayan doğum ile 7:40da minik Ekin oğlumuz aramıza katıldı. 

tarihe not: 50 cm, 2890 gr.
sarı kaşlı, kısacık sarı kirpikli:)