26 Ağustos 2009 Çarşamba

Neden yazamıyorum? Çünkü...

sevgili okuyucu,
aklımda fikrimde nasıl olur da tezimi yetiştiririm düşüncesi var. Buna rağmen ancak trişkadan bir giriş yazabildim.
Psikolojik nedenlerle konuyla ilgili okumaya başlayınca uykum geliyor, ama televizyonda aynı anda jackie chen filmi başlasa uykum açılıyor. Yani 5 mtlik koridorda uykum bir gelip bir gidiyor. Psikolojimizin fizyolojimiz üzerinde ne derin etkisi olduğu ortada...

Bu iç huzursuzluğu sebebiyle, bloga bişiler yazmak için arayı açtıkça açıyorum, neyse ki annem dehşetengiz hafızasıyla hastane anılarımızı anlatırken bana hatırlamamda yardımcı olur. Zira kendisi 40 yıldır göremedği İstanbul'a tam gitmişti ki kızı hastaneye yattı, o da bir haftalık gezisinin orta yerinde apar topar geri döndü. nereye? Hastane odasına kızıyla 1 ay boyunca tıkılmaya...Annelik, ne menem bir duygu işte:)

Velhasıl kelam(ben bu lafı çok seviyorum, rahmetli Mehmet dedem söylerdi, sanırım ilk kez ondan duymuştum arkadaşlarıyla bezik oynarken, ya da attım yine, neyse:), ben şimdi tezim için bişiler okumaya devam edeyim. Hastanede yatarken fotoğraf çekilen nadir ırkan olduğumdan fotolarımla birlikte beni bekleyin anacıımmm....

4 yorum:

ayşe dedi ki...

kuzucuğum,
ben de ciddi bir şeyler yazacağım zaman (yani bir sunu, bir bildiri hazırlayacağımda) ortadaki bilgi kümesinin etrafında dolanır dururum, ama ne dolanma. araya çaylar, kahveler, telefonlar, temizlikler bile girer. yine de bilirim ki orada ki yığının içinde çok şey var yazılacak. sonra bir başlarım ki sular seller olur o bilgiler . hani çizgi filmlerde olur ya kendi kendilerine yerlerine giden minik şekiller vardır, yerlerine gider yerleşir ve de gülümserler. işte senin durumunda böyle. istersen dolanmaktan yorulduğunu da hisserdiyorsan bir dene yazmayı, bak neler olacak. olmazsa buradayımi kaçmıyoruz ya, garantili bir başka öğüt daha veririz. öptüm, başarılar.

ayşe dedi ki...

kuzucuğum,
ben de ciddi bir şeyler yazacağım zaman (yani bir sunu, bir bildiri hazırlayacağımda) ortadaki bilgi kümesinin etrafında dolanır dururum, ama ne dolanma. araya çaylar, kahveler, telefonlar, temizlikler bile girer. yine de bilirim ki orada ki yığının içinde çok şey var yazılacak. sonra bir başlarım ki sular seller olur o bilgiler . hani çizgi filmlerde olur ya kendi kendilerine yerlerine giden minik şekiller vardır, yerlerine gider yerleşir ve de gülümserler. işte senin durumunda böyle. istersen dolanmaktan yorulduğunu da hisserdiyorsan bir dene yazmayı, bak neler olacak. olmazsa buradayımi kaçmıyoruz ya, garantili bir başka öğüt daha veririz. öptüm, başarılar.

ayşe dedi ki...

kuzucuğum,
ben de ciddi bir şeyler yazacağım zaman (yani bir sunu, bir bildiri hazırlayacağımda) ortadaki bilgi kümesinin etrafında dolanır dururum, ama ne dolanma. araya çaylar, kahveler, telefonlar, temizlikler bile girer. yine de bilirim ki orada ki yığının içinde çok şey var yazılacak. sonra bir başlarım ki sular seller olur o bilgiler . hani çizgi filmlerde olur ya kendi kendilerine yerlerine giden minik şekiller vardır, yerlerine gider yerleşir ve de gülümserler. işte senin durumunda böyle. istersen dolanmaktan yorulduğunu da hisserdiyorsan bir dene yazmayı, bak neler olacak. olmazsa buradayımi kaçmıyoruz ya, garantili bir başka öğüt daha veririz. öptüm, başarılar.

cuckan dedi ki...

anneciğim, insanlar da anlama güçlüğüm var zannedecek:) neden herşeyi 3 kere yazdın?:) öperim...